Telefon: +49 2161 48 10 01

Kovuştuma ve sonrası

Ömer Parmaksız tarafından yazıldı.
Gösterim: 14241

Makale Dizini

KOVUŞTURMA ve SONRASI

Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır?

Bir suçun tanığı olmuş kişi, polise bilgi ve ifade vermek zorunda değildir. Ancak, ifadesine gerek duyulan kişilerin, polis tarafından yapılacak davete uyması zorunludur. Bu davete uymayanlar hakkında, polisin verdiği emre uymamaktan dolayı işlem yapılabilir.

Polise ifade vermeye mecbur olmayan tanık, savcıya ve hakime ifade vermek zorundadır. Tanık çağrılıp da, mazeretsiz gelmediği taktirde zorla getirilir. Yemin etmekten veya tanıklıktan kaçınan kişi, para cezasına veya altı ayı geçmemek üzere hapis cezasına mahkum edilebilir.


Yurttaşların, suç işleyen kişileri yakalama yetkisi var mıdır?

Henüz işlenmekte olan suça rastlanırsa, şahsın kaçması kuşkusu varsa, herkes yakalayabilir. Bir de işlenen suçtan hemen sonra takip edilerek, az evvel suç işlediğini gösteren izlerle bulunursa herkesin yakalama yetkisi vardır. Bu haller dışında, bu yetki ortadan kalkar.


Tutukluları kimler ziyaret edebilir?

Olağan dönemlerde tutuklu ve hükümlüleri; eşi, anası, babası, çocukları, torunları, büyükbabası, büyükannesi, kardeşleri, teyzesi, halası, amcası, dayısı, kayınpederi, kayınvalidesi, vasisi, vekili, avukatı, kayyımı, gelini, damadı, baldızı, kayınbiraderi, görümcesi, bacanağı, eltisi, kardeşinin çocukları ziyaret edebilir. Belirli zamanlar dışında cumhuriyet savcısının özel izniyle yakınları dışında ilgili olan kişiler de görüşme yapabilir.


Güvenlik güçleri konut ve işyerlerinde hangi şartlarda arama yapabilirler?

Konut dokunulmazlığı Anayasa’ca korunan temel insan haklarındandır. Anayasa’nın 21.md.sinde “ Usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça kimsenin konutuna girilemeyeceği ve arama yapılamayacağı ve buradaki eşyaya el konulamayacağı “ belirtilmiştir.

Ceza Usul Yasasına göre kolluk güçlerinin yapacağı ev ve işyeri aramalarının, biçim ve yöntemi düzenlenmiştir ve aramaya karar yetkisi yalnızca hakimindir.

Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, cumhuriyet savcısının emriyle güvenlik güçlerinde arama yapılabileceği düzenlenmiştir. Güvenlik güçlerinin hakim kararı veya savcının yazılı emri olmadıkça, konuta veya işyerine girme ve arama yetkisi bulunmamaktadır.

Uygulamada ise güvenlik güçleri “muvafakatlı (rızalı) ev arama tutanağı ” düzenleyerek, yargı kararına ihtiyaç hissetmeden konut ve işyerinde arama yapabilmektedir. “Rızalı arama tutanakları” yasaya karşı hile niteliğindedir.


Güvenlik görevlilerince kimlik sorulduğunda ne yapılmalıdır?

Kimlik bildirme, polisin görev yetkilerini belirleyen yasayla düzenlenmiştir. Yasaya göre polis suç işlenmesini önlemek veya işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için kimlik sorabilir.Kimliğini bir belge ile veya polisçe tanınmış kişilerin tanıklığı ile ispat edemeyenler ve gösterdikleri belgelerin doğruluğundan şüphe edilen kişiler, aranan kişilerden olup olmadıkları anlaşılıncaya veya gerçek kimliği ortaya çıkıncaya kadar yirmidört saati geçmemek koşulu ile gözaltına alınabileceği belirtilmiştir.

Bu uygulamanın kötüye kullanılması halinde güvenlik görevlilerinin cezai sorumlulukları vardır.


Kimlik tesbiti için şüphelinin evine girilebilir mi?

Polis kimlik tespiti için konuta giremez. Kimlik tesbiti için konuta girmek, CMUK’da düzenlenen konutta arama hükümlerine tabidir. Buna göre hakimin kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de, cumhuriyet savcısının yazılı emri gerekir.


Bekaret kontrolü yapılabilir mi ?

Hukukumuzda bekaret kontrolu konusunda özel bir düzenleme yoktur. Ceza Kanununun ilgili maddelerinde konu edilen “ırza geçme” ve “kızlık bozma” suçlarının kovuşturulması sırasında, mağdur tarafın genital muayenesi Savcı veya yargıcın kararıyla yapılabilmektedir. Bunun nedeni de genital muayenenin bu tür suçlarda temel delil niteliği taşımasıdır.

Bunun dışında hiç bir kişi veya kurumun, bir kişiyi genital muayene ve bekaret kontrolü için hekime sevk yetkisi olmadığı gibi, hekiminde muayene yetkisi bulunmamaktadır.


Cezaların infazında sahip olduğumuz haklar nelerdir ?

Cezaların infazında suçlunun kişiliği, mesleği ve tüm özellikleri göz önüne alınarak ve buna göre kapalı, yarı açık, ve açık olarak nitelendirilen üç tür cezaevinden birine gönderilmektedir.

Suçlu öncelikle kendisinin sosyal ve psikolojik yönden incelenmesini, gözleme tabi tutulmasını ve buna göre eğitim, öğrenim, cezaevinden çıktıktan sonra iş bulabilmesinin sağlanması ve iyi koşullarda cezaevinde yaşamını sürdürebilmesini istemek hakkı vardır.

Tutukevi veya cezaevinde gayri insani şartların varlığına karşı gelme, kişi olarak insani ihtiyaçlarının kısıtlanmadan karşılanmasını cezaevi yönetimi ve savcılıktan isteme hakkına sahiptir.

Hürriyeti bağlayıcı cezanın süresi 60 günü geçmemesi halinde suçlunun oturduğu yerde (evinde) veya hafta sonlarında cezaevine girip çıkma şeklinde , aynı şekilde ceza süresinin dört ayı geçmemesi durumunda geceleri cezaevine girerek infaz uygulanabilmektedir.

Para cezalarının taksitle ödenmesi imkanı mahkuma tanınmış bir haktır.

Mahkumiyet süresini iyi halle geçirmiş kimse mahkumiyet süresinin belirli bir kısmını cezaevinin dışında geçirme hakkına sahiptir. Bu süre verilen cezanın yarı oranına kadar yaklaşmış durumdadır.


Tecil nedir,tecil edilmiş ceza ve dava konusu isteme etkisi nedir?

Tecil, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların yerine konmuş bir hukuksal kurumdur. Ertelemeden amaç ise, geçmişi temiz olmasına karşın rastlantı sonucu suç işlemiş kişinin cezasının infazı yerine, ona bir deneme süresi tanıyarak bu yolla ıslah edip topluma yeniden kazandırmaktır.

Adliye mahkemelerince para cazasından başka bir ceza ile mahkum olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif, para ve bir yıla kadar (bir yıl dahil) ağır hapis veya iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis veya hafif hapis cezalarından biri ile mahkum olur ve geçmişteki hali ve suç işleme hususunda eğilimine göre cezanın ertelenmesi ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu halde ertelemenin sebebi hükme yazılır.

Ertelemenin “failin geçmişteki hali” ve “ileride suç işlemekten çekinmesine neden olacağı konusunda mahkemeye kanaat gelmesi” durumunda uygulanması öngörülmektedir.

Ertelemede suç değil, failin kişiliği ön plandadır.

Cezanın ertelenmesi durumunda hüküm tarihinden itibaren beş yıl içinde yeni bir cürümden ötürü herhangi bir ceza alınmadığı takdirde, “ilk mahkumiyet yok kabul edilir, kişi hiç ceza almamış sayılır”.


CMUK’un sağladığı haklar nelerdir?

CMUK ’un sanığa sağladığı temel hakların başında, ceza soruşturmasının her aşamasında, bir avukatın hukuki yardımından yararlanabilmesi gelmektedir. Sanık avukatı bulunmadığı takdirde, barodan avukat tayin edilmesini de isteyebilir. Sorgu avukat bulunmadan yapılamaz. l8 yaşından küçüklerin sorgusunda sanığın rızası aranmaksızın avukat bulunması zorunludur. Ayrıca CMUK, sanığa sorguda “Susma Hakkını” da tanımıştır.

CMUK’un sanığa sağladığı temel haklar, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin görev alanına giren suçlarda uygulanmamaktadır. Aslında sorguda avukat bulundurulması ve sanığın susma hakkı gibi usul kuralları, aynı zamanda uluslarüstü İnsan Hakları Hukukunun normları arasındadır.

CMUK’un getirdiği bu ayrımcı yaklaşım, temel İnsan haklarından olan “Adil Yargılama Hakkı”nın açık bir ihlalidir.