Telefon: +49 2161 48 10 01

Kimyasal Hadim Cezasi

Ömer Parmaksız tarafından yazıldı.
Gösterim: 4192

Makale Dizini

ABD'NİN CALIFORNIA EYALETİNDE TECAVÜZCÜLERE "KİMYASAL HADIM" CEZASI VERİLİYOR

Tecavüzcüye Amerikan "şeriat"ı

Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerde, özellikle çocuklara yönelik tecavüze karşı yeni çözümler aranıyor. Bir grup hukukçu ve devlet adamı yeni yasalarla "ağır cinsel suçlar"ın cezasını arttırmaya, daha caydırıcı önlemler almaya çalışıyor: Tecavüzcüyü hadım etmek gibi! Şeriat kurallarını anımsatan bu ceza, Batı'da daha "medeni"ce uygulanıyor; hadım işlemi kimyasal yollarla yapılıyor. ABD'nin California eyaletinde, 1 Ocak 1997'den itibaren "kimyasal hadım" cezası yürürlüğe kondu. Benzer bir kanun Danimarka'da da çıkmak üzere...

Geçen ağustos ayında, Belçika gibi "kendi halinde" ve refah seviyesi yüksek bir Avrupa ülkesinde ortaya çıkan sübyancı çetesi hukukçular arasında "ceza" tartışmalarını alevlendirdi. Hatırlayacaksınız, tecavüz ve işkenceyle dört küçük kız çocuğunun ölümüne neden olan Marc Dutroux'nun başında bulunduğu sübyancı çetesi, yalnız Belçika'da değil tüm dünyada infial yaratmıştı. Time dergisi, Susurluk'u da saydığı yılın skandalları listesinde Belçika'daki olayları birinci sıraya yerleştirmişti. Olay üzerine Batı'da büyüyen tartışmalar, bu tür ağır cinsel suçlar işleyenlere verilen cezanın adil olmadığı üzerinde yoğunlaştı. Özellikle çocuk tecavüzlerine karşı, daha ağır, daha caydırıcı cezalar aranmaya başlandı; tecavüzcüyü hadım etmek gibi!

İran'da uygulanan şeriat kurallarını anımsatan bu cezalandırma biçimi, şimdi "medeni" ülkelerde resmen yasallaşıyor. En hızlı davranan ülke, ABD oldu. California eyaletinde, 1 Ocak 1997'den itibaren bu yeni uygulamaya resmen başlandı. Hadımla ilgili yasa tasarısına "evet" diyen ilk Avrupa ülkesi ise Danimarka. Almanya ve Fransa'da konu henüz tartışma aşamasında.

Hadım işlemi, "medeni" ülkelere yakışır tarzda, kimyasal yöntemlerle yapılıyor. Suçluya belli miktarlarda hormon enjekte edilerek cinsel arzularının bastırılması hedefleniyor. Ancak sonuç aynı: İşlevsiz bir organ. Batı kanunları, yine de şeriat kurallarından daha "yumuşak." Enjeksiyonlar haftalık olarak yapılıyor ve "geriye dönüş" mümkün. Uygulama aşamasında ülkeler arasında farklılıklar olsa da, temelde amaç aynı: Ağır cinsel suç işleyenlerin, salıverildikten sonra tekrar aynı suçu işlemesini engellemek.

Ya penis ya özgürlük!

Danimarka parlamentosunu bu yasayı çıkarmaya iten en büyük etken, hem ülkelerinde hem de Avrupa'da tecavüz olaylarının artması. 1995 yılında 440 "ağır" tecavüz vakası görülen ülkede, afişe olma veya tekrar tecavüze uğrama korkusuyla polise gitmeyen binlerce kadın ve çocuğun olduğu iddia ediliyor.

Yasa tasarısını hazırlayan Danimarka Adalet Bakanı Bijoern Westh, parlamentoda çoğunluğu ikna etmeyi başarmış. Adalet Bakanlığı Daire Başkanı Jens Kruse Mikkelsen ise "kimyasal hadım"ın yeni olmadığını anlatıyor: "Kimyasal yolla hadım etme yöntemi, bir ceza olarak değil ama psikolojik tedavinin parçası olarak bizde 1989'dan beri uygulanıyor. Şimdiki yasa tasarısı, cezaların çerçevesini daha belirgin kılıyor. Cinsel suçlarda hapis cezalarının süresi belirsizdi, bu kriteri sağlamlaştırmamız şart oldu. Yasayla birlikte hapisten erken çıkma ve erken tedavi olma şansı var."

Mikkelsen, adi suçlulara değil, topluma zarar vereceğine hükmedilen suçlulara "hadım" seçimini sunduklarını da özellikle vurguluyor: "Eğer birden fazla cinsel suç işlendiyse, psikiyatristin de görüşü alınıyor ve ancak 'Topluma zararlıdır' hükmü verildiği durumlarda kimyasal hadım söz konusu oluyor. Bu, tamamen sanığın arzusuna bağlı; reddetme hakkı var. Bu nedenle İnsan Hakları'ndan bizi kınayan olmadı. Dolaylı yoldan baskı içerse de, bu bir seçimdir, zorlama değil."

"Modern hadım" yöntemini uygulayan ve "hasta"ları denetleyen Hersted Vestea Hastanesi Psikiyatri Klinik Şefi Dr. Heidi Henssen, Danimarka'da bu yöntemle 30'a yakın "ağır" suçluyu tedavi ettiklerini söylüyor: "Yedi yılda yaklaşık 30 kişi bu yolla hadım edildi. Bunlardan hiçbiri tedaviden sonra ciddi bir suç işlemedi. Ancak tedaviyi kendi rızasıyla yarım bırakan biri, tekrar aynı minvalde bir suç işledi. Biz, hiç tanımadığı bir kurban seçip şiddet uygulayan, hatta öldüren kişileri hadım ediyoruz. Ama, tedavi görecek kişinin gerçekten bunu istemesi gerek."

ABD daha insafsız

ABD'deki tartışmalar ise daha şiddetli. Çünkü California'da kabul edilen yasaya göre aynı ağır cinsel suçu iki kez işleyen sanığa, seçim hakkı tanınmadan kimyasal hadım uygulanıyor. Yani Danimarka'daki gibi gönüllülük söz konusu değil. Suçluya tanınan tek hak, kimyasal hadım yerine ameliyatla hadım edilmeyi seçebilmesi. Yani geri dönüşü olmayan bir yol, alternatif olarak sunuluyor.

Amerikan Sivil Haklar Birliği, hormonal "tedavinin" işe yarayacağının kanıtlanmadığını öne sürerek bu yasaya karşı çıkıyor. Bazı bilimadamlarına göre, kadınlarda doğum kontrolü için kullanılan hormonların kimyasal hadım yönteminde erkeklere enjekte edilmesi, ters etki yapıyor: Yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği ve kadınsılaşma gibi. Ayrıca cinsel güdünün bastırılmasının şiddet güdüsüne etki etmeyeceği de iddialar arasında.

"İslam'da bile yok"

Bu uygulama ve tartışmaları Türkiye'ye taşıyarak hukukçulara, bu konuda ne düşündüklerini sorduk. Avukat Ergin Cinmen, Danimarka'da çıkarılacak yasayı şöyle yorumluyor: "Avrupa'da, hele hele Danimarka gibi bütün insanlık normlarını benimsemiş bir ülkede böyle bir cezanın yer alması mümkün değil. Ancak sözü edilen uygulama ceza amaçlı değil, tedavi amaçlı olabilir. Yine de ne olursa olsun, bedene ceza verilmez."

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hatemi ise "hadım etme" cezasının İslam hukukunda "bile" olmadığını söylüyor: "Klasik İslam hukukunun sünni kesiminde, tecavüz suçunun Kuran'ı Kerim'de veya sünnette belirlenmiş bir cezası yoktur. Buna göre, tecavüz suçunun cezası mağdur kadın için tazminat almak ve sonra da hukuk devletine uygun bir cezayla suçluyu cezalandırmaktır. Ne var ki, İran'daki ceza mevzuatında tecavüz suçları için bazı şartlarda ölüm cezası veriliyor." Batı'da uygulanması düşünülen hadım işleminin bir ceza değil, toplumun korunması yönünde bir tedbir olduğunu söyleyen Hatemi, "Bu uygulama hukuk devletiyle bağdaşmaz. Mutlaka kötüye kullanılır, kötüye kullanılmasa bile insanlık onuruna yakışmaz. Tecavüz eden akıl hastası ise bir akıl hastanesine alınarak toplum korunmalıdır. Değilse toplumdan uzaklaştırılmalı, ıslah olduğu anlaşılmadıkça serbest bırakılmamalıdır. Ayrıca İslam'da tecavüze ölüm cezası da yer almaz" diyor.

Kimyasal hadımın yalnızca özel durumlarda yani suçun tekrarlandığı, tecavüzün kendini savunamayacak bir çocuğa yapıldığı veya öldürmeyle sonuçlandığı vakalarda uygulandığı düşünülünce bir ikilem çıkıyor ortaya: Suçun cezası hadım mı olmalı yoksa suçlu, hapis cezası uzatılarak tamamen toplumdan tecrit mi edilmeli?

Bu sorular Batı'da ciddi olarak tartışılıyor, karara bağlanıyor. Ya bizde?

YEŞİM ERGİN - MEHVEŞ EVİN